BU ÜMMET’İN MAZLUM COĞRAFYASI ‘’ARAKAN’’ | İmam Buhari Vakfı
BU ÜMMET’İN MAZLUM COĞRAFYASI ‘’ARAKAN’’ Reviewed by Momizat on . İkinci dünya savaşından sonra aralıksız artarak devam eden Myanmar’ın Arakan bölgesindeki zulüm, vicdanların karardığı, kalplerin mühürlendiği bir insanlık kıyı İkinci dünya savaşından sonra aralıksız artarak devam eden Myanmar’ın Arakan bölgesindeki zulüm, vicdanların karardığı, kalplerin mühürlendiği bir insanlık kıyı Rating: 0

BU ÜMMET’İN MAZLUM COĞRAFYASI ‘’ARAKAN’’

BU ÜMMET’İN MAZLUM COĞRAFYASI ‘’ARAKAN’’

İkinci dünya savaşından sonra aralıksız artarak devam eden Myanmar’ın Arakan bölgesindeki zulüm, vicdanların karardığı, kalplerin mühürlendiği bir insanlık kıyımına dönüşmüş vaziyettedir.

Yıllarca İngiliz sömürgesi altında kalan bu mazlum Müslüman bölge, İngilizlerin çekilmesiyle yedi eyalete bölünmüş ve kaosların eksik olmadığı bir bölge haline gelmiştir. Bölge; İngilizlerin silahlandırdıkları putperest Budistler tarafından yönetilmektedir.

Arakan’lı Müslüman kardeşlerimiz, kendi öz yurtlarında tüm temel hak ve özgürlükleri ellerinden alınmış esir muamelesinden daha zelil bir vaziyette hayata tutunmaya çalışıyorlar. Son dönemlerde ise Budist zalimler Arakan’lı kardeşlerimize çoluk çocuk, genç yaşlı ayırt etmeksizin vahşetinde ötesinde katliamlar yaparak dini ve etnik soykırım uygulamaktadırlar. Kelimelerin, yapılan vahşeti anlatmakta kifayetsiz kaldığı katliamlar aklın ve vicdanın sınırlarını alt üst etmektedir.

Müşrik Budist’lerin bu zulmü bizlere maalesef unuttuğumuz şu ayeti Kerime’yi hatırlatmıştır: “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile, ŞİRK koşanları bulacaksın” (Maide 82)

Zalimler ve işbirlikçileri yakaladıkları Müslümanları katlederken, kaçanlar da ensar ruhuyla hareket eden Bangladeş’li Müslümanlara sığınmaya çalışıyorlar.

Çok fakir bir ülke olan Bangladeş’te kişi başı günlük gelir 1.5 dolar. Beş hurmalık geçim ile hayata  tutunmaya çalışan Bangladeşli kardeşlerimizin Arakan’lı kardeşlerine ev sahipliği yapmaları tüm inananların gönüllerini ferahlatıp gözlerini yaşartırken öte taraftan; Zengin Arap devletlerinin kukla yöneticilerinin kan denizine dönen İslam coğrafyasındaki zulümlere karşı duyarsız kalışları, dünyevi zevklerine milyar dolarlar harcamaları, ülkelerinin doğal kaynaklarını iplerini ellerinde tutan sömürgeci devletlere peşkeş çekmeleri de  kalpleri paramparça edip öfkeleri kabartmaktadır.

Dünya bu insanlık kıyımına neden sessiz? Pisliğe bulanan karabatak kuşları, kıyıya vuran balinalar için dünyayı ayağa kaldıran Batılılar/Haçlılar; kıyıya vuran Müslüman cesetlerini, yakılan ya da baltalarla parçalanan Müslümanları neden görmezden geliyor? Yoksa ‘tavşana kaç tazıya tut’ oyunu bu seferde Arakan’da mı oynanıyor?

Yoksullukta dünyanın sayılı birkaç bölgesinden biri olan Arakan’da neler oluyor? 

Jeopolitik konumuna ve yer altı zenginliklerine bakıldığında maalesef Arakan da diğer Müslüman coğrafyaların kaderini paylaşmaktadır. Ama bir farkla ki; gözlerden uzak Arakan; bu acıları daha şiddetli, daha acımasız, daha mazlum ve daha yetim ve bir şekilde yaşamaktadır.

70 milyon Myanmar’da toplamda iki milyon Müslüman yaşamaktadır. Müslümanların ağırlıkta yaşadığı Arakan bölgesinde ise enerji fışkırmaktadır. Çin ve ABD gibi emperyalist devletler ülkedeki cuntacı seçilmişleri kullanarak kendilerine çıkar sağlamaktadırlar.

Arakan bölgesi kıyı şeridinde bulunmasından dolayı hem doğal liman hem de maliyet açısından en uygun noktada bulunmaktadır.

Çin, 2010 yılında Arakandan başlayan ve Yunnan eyaletine bağlanan biri doğalgaz biri petrol olmak üzere iki boru hattının inşasını 2013 yılında bitirdi. Bu hatlardan milyarlarca küp doğalgaz ve petrol Çin’e taşınıyor. Budist askerler bu bölgede boru hattını korumak için görevlendirildi. Bu boru hattında güvenliği sağlamak adına Arakan’daki Müslüman köyler, Burma hükümeti ve Budist çetelerce yakıldı, yıkıldı. Halkı ya hunharca katledildi ya da sürgün edildi.

Emperyalist Çin’in bu hamlesi diğer emperyalist güç olan ABD’yi rahatsız etti. Amerikan Chevron, İngiliz Shell, Fransız Total gibi daha birçok petrol devi enerji fışkıran bu yerlerde arama izni aldılar. Bu aramalarda Arakan’da daha büyük petrol ve doğalgaz rezervleri bulundu. Bu zengin kaynakları ABD kullanmak istiyor. Hem kaynakları kullanmak hem de Çin’e karşı orada büyük bir askeri üst kurarak dengeyi sağlamak istiyor. Nobel ödülü verdikleri Müslüman katili Ang San Su,  idaresindeki Myanmar hükümeti ile işlerini yürütmektedirler.

İngilizlerin meşhur devlet adamı Winston Churchill’in  ‘bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir’ sözü aslında batının ‘kendinden olmayana karşı bakış açısını ve gelecekte  İslam coğrafyasına karşı izlenecek yol haritasını ortaya koyması açısından oldukça önemlidir.

Batı dünyasının gözünde çıkar/kazanç tüm insanlık değerlerinin üzerindedir. Hatta çıkar/kazanç Batı dünyasının en kutsi değeridir dersek hiçte yanlış olmaz. Arakan’lı Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı bu vahşetin gerisinde Batının/Haçlı ruhu ve müşrik ÇİN’in EMPERYAL yayılmacılığı yatmaktadır

Ümmetin zengin yeraltı kaynaklarının sömürülmesi, anne babalarının katledilip çocuklarının sermaye haline getirilmesi tüm emperyalist güçlerin birinci hedefi haline geldi. Müslüman coğrafyaların altı petrol, doğalgaz, üstü ise kan, gözyaşı ve katliamlarla doludur. Sonrası ise nesiller boyu yaşadıkları topraklardan sürülmek.

 

Putperest Budistlerle onların arkasındaki emperyal güçlerin ümmet ve ümmetin kutsalları üzerinde vahşi katliamlar yapıyor olmaları aslında ümmetin acziyetinin ve parçalanmışlığının bir sonucu değil midir? Her Müslüman katliamından sonra sözde demokrasi, insan hakları gibi sadece batının çıkarlarına hizmet eden söylemlerle Birleşmiş Milletler ve benzeri kuruluşları göreve çağırma gafletinden ne zaman kurtulacağız?  Zalim zalimdir. Mazlum halkların asıl katili olan bu zalimlerden adalet dilenmek onları daha da azgınlaştırmayacak mı?

 

Türkiyeli Müslümanlar olarak etrafımız ve dünya ateş çemberi haline dönüşmüşken; İslam’ın bize nasip ettiği izzetle hareket etme, Kuran ve sünnet ışığında İslami şahsiyetimizi ve kardeşlik hukukumuzu yeniden inşa etme, hak yol üzerinde tavizsiz olma, aklını kullanırken haddini bilme, samimiyet, ihlas ve tevazu ile Rabbimize yönelme vakti gelmedi mi?   

Mazlumların şu duası ben Müslümanım diyen herkese bir sorumluluk, bir vebal yüklemez mi?

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa Suresi 75)

Ya Rabbi! Tüm zayıflığımızı, noksanlığımızı, acziyetimizi sana havale ediyoruz. Sen bizleri bağışla…

Selam Ve Duayla Kalın…                                                                            Ahmed ÖZER

About The Author

Number of Entries : 375

Leave a Comment

© 2011 Tüm hakları İmam Buhari İlmi Araştırmalar ve Hizmet Vakfı'na aittir.

Scroll to top